Hydai PDF Yazdır E-posta

Hasan BEDEN

KYDAI / HYDAI / DAMLIBOĞAZ



Milas’ın batısındaki Sodra Dağı'nın arkasında bulunan Sarıçay Vadisindeki Damlıboğaz Köyü Kydai kentçiğinin yerleşim alanıdır. Şehir, bu köyün üstünde yükselen Kale Tepe ile Sarıçay yatağı arasındaki yamaçlarda kurulmuştu. Buradaki yerleşimin varlığı 1933 yılına kadar bilinmiyordu. Ancak kent adının Anadolu kökenli oluşunun yanı sıra, Sarıçay yatağında ele geçirilen ve MÖ. 2. bin yıldan (Orta ve Geç Tunç Çağı) kalma küçük gaga ağızlı kapların varlığı bu alanın en eski yazılı kaynaklardan da önce yerleşime açılmış olduğunu belgelemektedir. Söz konusu bu seramikler günümüzde Milas müzesinde sergilenmektedir.

Helen göçü öncesi Luwi dilinden gelen yerleşimin en eski ismi Uda olup Hitit belgelerinde bir Luwi kenti olarak kaydedilmiştir. Bu sözcük sur veya kale anlamındadır.1 Bu da en eski dönemlerden itibaren etrafı surlarla çevrilmiş bir şehri akla getirmektedir. Damlıboğaz köyünün kuzeyindeki Kaletepe alt yamaçları ile Sarıçay yatağı arasında yapılan yüzey araştırmaları sırasında pitos tipi bir gömüt alanı tesbit edilmiştir. Günümüzde Milas Müzesi'nde sergilenen Geç Tunç Dönemi kaplarının bu alandaki pitos gömütlerinden çıkmış olabileceği sanılmaktadır. (Ö. Diler, s. 228) Bu yüzey araştırması sırasında köyün yaslandığı Kale Tepesi üzerindeki nekropol alanında da Anadolu’nun en zengin Geometrik ve Oryantalizan dönem arkeolojik buluntularına rastlanmıştır.2 Damlıboğaz’ dan çıkarılan İ.Ö. 7. ve 6. yy’ lara tarihlenen seramik kapların, buradaki yerel seramik atölyelerinde üretilmiş olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, bu özgün kapların üretim bolluğu ile yüksek sanatsal niteliği, kentin o dönemdeki kültürel, sosyo-ekonomik ve ticari hayatı konusunda da bizi fazlasıyla aydınlatmaktadır. Kaletepe üzerinde bulunan akropolisin etrafı Leleg tarzı kuru duvar tekniğiyle yapılmış halka surla çevrilmişti. Bugün taş yığınları görünümündeki surlardan kuzey taraftaki en iyi korunan bazı bölümler 3 - 3,5 m. yüksekliğinde izlenebilmektedir.3

MÖ. 7. yy.'a ait Skyphoslar

İ.Ö. 454 / 53 yılına ait Attika-Delos Konfederasyonu vergi listelerinde ise kent adı Kydai olarak kayıtlıdır.4 Bu tarihte 400 drahmi gibi çok az bir meblağ ile vergilendirilmiş olması, kentçiğin o dönemde çok az bir nüfusa sahip olduğu ve ekonomik durumunun pek iyi olmadığının delilidir. Zaten o yıllarda isminin çoğul takısı eklenerek Kydai (Kudalılar) biçiminde kullanılmış olması da bu yerleşimdeki halkın artık burada, köyler, çiftlikler ve mahalleler halinde yaşamakta olduğunu gösterebilir. Olası ki bu isim, İ.Ö. 4. yy. ortalarına doğru, Helen Dili ve Kültürü hayranı olan, Karia Satrapı Mausollos’ un yürüttüğü helenleştirme politikası yıllarında yunancaya uyarlanarak Hydai şekline çevrilmiştir. Hydai’nin, Helenistik Dönem’de, Mylasa ile yaptığı ortak yönetim anlaşması dışında tarihsel açıdan pek bir önemi yoktur.5


Amyzon ve Olymos ‘da olduğu gibi, burada da aynı tapınağı paylaşan baş tanrı Apollon ile tanrıça Artemis’e “ata tanrıları” adı verilmişti. G. E. Bean, bunun, sonradan yunanlaştırılmış eski Karya tanrılarına burada tapıldığının bir belirtisi olabileceğini düşünmüştü. Artık kalıntıları tamamen kaybolmuş olan İncirlikuyu mevkiindeki kült yeri bu iki tanrıya adanmıştı.


Hydai‘ de, İ.Ö. 2. yüzyıl ve sonrasında bastırılmış bronz paraların üzerinde Kybersos’u (Sarıçay) temsil eden bir ırmak tanrısı figürünün bulunması göstermektedir ki ”akarsu” bu şehirde de kutsallaştırılmıştı. Mylasa’nın Roma döneminde bastırdığı, arka yüzlerinde, elinde afyon ve buğday başaklarından bir demet tutan ırmak tanrısı figürlü bronz paralar, bize Kybersos kültünün Sarıçay çevresinde oldukça ilgi gördüğünü düşündürmektedir.

Kybersos betimli MS. 2. yy.’a ait bir Mylasa parası

Mylasa, İ.Ö. 209 yılında Miletos ile yaptığı eşit yönetim (sympoliteia) anlaşmasından sonra komşularına karşı durumunu güçlendirdi. Sonraki yıllarda Euromos, Khalketor, Olymos, Labraunda ve Hydai ile de benzer anlaşmalar yapan Mylasa, bu küçük kentçiklerin erkeklerine vatandaşlık hakkı verdi ve onları Mylasa’ lı sayarak kentteki üç büyük yerli boy arasında paylaştırdı.  Bu yıllardan sonra Hydai terkedilmiş olmalıdır.


Dipnotlar

1- Bilge UMAR, Türkiyedeki Tarihsel Adlar, 1993 s.32

2- Adnan DİLER, 19. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 1.cilt, Damlıboğaz-Hydai Araştırmaları-2000. s. 124-25

3- Adnan DİLER, age., s. 124-125

4- B. D. MERITT, H. T. WADE-GERY, M. F. McGREGOR, Athenian Tribute Lists 1950, vol. III ch.II, p. 24

5- George. E. BEAN, Karia (1957), s. 29-30

 
Copyright © 2017 | Bafa Gölü | Powered by minibilisim.com.tr