Ege’nin Renkleri: Bafa Gölü PDF Yazdır E-posta

AnadoluJet Magazin - Haziran 2012

Bodrum Milas Havalimanı’ndan gelenler için Bafa yolu hiç zorlu değil. Yarım saatlik bir yolculuğun ardından Herakleia tabelasını görüyorsunuz. Oradan sağa dönüp göle ve kıyısındaki Kapıkırı Köyü’ne ulaşıyorsunuz. Antik adıyla Latmos ya da günümüzdeki adıyla Beşparmak Dağları’nın testereyi andıran kıvrımları hayal gücümüzü harekete geçirmekte gecikmiyor. Güneş ışınlarıyla kırmızı tonlara boyanan bu tuhaf kayalar ormanı, gökyüzüne uzanan bir merdiveni andırıyor. Yüksek bir tepenin üzerinde yer alan Athena Tapınağı, Herakleia’ya vardığımızı müjdeliyor.

7 Bin Yıllık Tarih

Herakleia’nın bilinen tarihi M.Ö. 5 binli yıllara uzanıyor. Herakleialılar, kayalık ve dik bir yamaç üzerine kurdukları kentlerini beş metre yüksekliğinde ve 6,5 kilometre uzunluğunda surlarla çevirmişler. Tam 65 gözetleme kulesinin birkaçı günümüze dek sağlam kalmış. Antik çağlarda büyük bir körfez olan Bafa Gölü, Büyük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla denizden uzaklaşmış. Bugün göl, denizden yaklaşık
17 kilometre içeride. Eskiden denizin bir parçası olduğu için de suyu hafif tuzlu. Gölün kıyıları ise tarihte önemli bir dini merkez olmuş. 7. ve 8. yüzyıllarda Orta Doğu’dan gelen Hristiyan topluluklar, bölgenin kayalık arazisine sığınıp birçok manastır ve çilehane inşa etmiş. Sarp kayalar üzerinde gökyüzüne asılmış gibi duran Kapıkırı Köyü’nde tarihin izini sürüyoruz. Köy ilkokulunun bahçesindeki antik pazar yerinden geriye sadece parçalar kalmış. Doğu tarafında kalan senato binasının kapı komşusu eski bir Roma hamamı.

Antik tiyatro kalıntıları ise yukarı yamaçlarda. Göl kıyısına inen patika üzerindeki Endymion Sunağı, antik dönemde kutsal kabul edilmiş. Köyün girişinde göle hâkim bir tepe üzerinde yükselen Bizans Kalesi güneşi batırmak için ideal. Burçlara tırmanıp gölün içinde kalmış antik liman kalıntılarına bakarak Ege Denizi’ne açılan Karia gemilerinin hayalini kuruyoruz. Sırada gezimizin belki de en heyecanlı bölümü var. Beşparmak Dağları’nın gizlediği Yediler Manastırı’nı ve taş devrinden kalma mağara resimlerini keşfedeceğiz. Gölyaka Köyü’nde başlayan tarihi patika, Yediler Manastırı’na giden en kestirme yol. Göl çevresinde 40 kadar orkide türü yaşadığını öğreniyoruz. Zeytin ağaçlarının çevrelediği kayalık bir araziye gizlenen Karadere Mağarası’na yaklaşık bir buçuk saatlik yürüyüşün sonunda ulaşıyoruz. Dar bir girişe sahip bu iri kaya kovuğu, M.Ö. 6500’lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen Latmos’un Dansçıları adlı kaya resimleriyle süslü. Yarım saat kadar daha yürüyünce Yediler Manastırı’yla tanışıyoruz. 7. yüzyılda inşa edilen yapının freskleri hâlâ capcanlı.

Aydın Mı? Muğla Mı?

Sabah göl kıyısındaki pansiyomuzda kuş sesleriyle uyanıyoruz. Pencereyi açınca odaya taze bir çiçek kokusu doluyor. Gölün dingin suları bizi huzura çağırıyor. Bugün göle açılmalı! Küçük bir tekneye atlayıp maviliklere uzanıyoruz. Kuzeyi Aydın, güneyi Muğla sınırları içerisinde kalan gölde, yolu yarılayınca hangi kentte olduğumuzu kestirmeye çalışıyoruz. Gölün üzerinde tam beş adacık var: Kapıkırı Köyü’nün hemen karşısındaki Kapıkırı Adası, köyün batı ucunda yer alan İkiz Adalar, yanı başındaki Menet Adası ve gölün karşı kıyısındaki Kahvehisar Adası. Üzerinde tarihi kalıntıların bulunduğu adaların kıyıları, yaz aylarında yüzmek ve güneşlenmek için gelenleri ağırlıyor.

Gölde rastladığımızı balıkçılara rastgele demeyi ihmal etmiyoruz. Bafa Gölü, doğal güzelliklerinin yanı sıra sunduğu lezzetler yönünden de hayli cömert. Tekne turu dönüşü balık ziyafeti çekmeye karar veriyoruz. Menümüzde yılan balığı ızgara ve Ege otlarıyla yapılmış zeytinyağlı mezeler var. Buğulaması da yapılan yılan balığının eti yumuşak ve yağlı, ancak son derece lezzetli. Bafa Gölü’nde gezilecek yer çok. Sadece Beşparmak Dağları’nda yürüyüş için belirlenmiş 14 ayrı parkur bulunuyor. Yerel rehberlerin söylediklerine bakılırsa, 10 saat süren bazı parkurlara yük taşımak için eşekler de eşlik ediyor. Kral Yolu’nu içine alan bazı parkurlarda ise yörük çadırlarında geceleniyor. Günün sonunda köy kahvesinin tahta iskemlelerine oturup sıcacık demli bir çay eşliğinde tanık olduğumuz güzelliklerin tadını çıkarıyoruz.
Kaynak: http://www.anadolujet.com/aj-tr/anadolujet-magazin/2012/haziran/makaleler/egenin-renkleri-bafa-golu.aspx

 
Copyright © 2017 | Bafa Gölü | Powered by minibilisim.com.tr